Tanrı ve Kirli Bulaşıkları

Bir hamam böceği vardı,
Mutfağımda.
Bulaşık tabakların arasında,
Yaşamasına izin verdiğim.
Ben bulaşık yıkarken,
Onu görmesem de,
Beni izlediğini bildiğim.
Sonra bir sabah bir uyandım.
Bir hamam böceğiyim.
Karşımda bulaşık tabaklar,
Sıra sıra dizilmişler,
İzliyorum.
Meğerse benmişim o hamam böceği,
Yaşamasına izin verdiğim.
Tanrısı da benmişim,
Kirli Bulaşıkları da…
Aytek Can
Bir şeylerin sürekli cıklaması!

Rutin içinde bir sessizlik. Sakinlik…
Hafif uykulu gözlerle siyah bir mala, beyaza boyuyor koca taş duvarı.
Derken bir ses!
Cıklama sesi… Gece, tepedeki saat gibi…
Tık tak, çak cuk, bip bip..
Bir şeyler sürekli cıklıyor…
Sıcak, Hafifçe Pırtlamak ve Nicesi…

Sıcak; terlemedir, ‘offf’tur, klimayı açmaktır, altına oturmaktır, boyun tutulmasıdır, şikayettir, doktorluk olmaktır, işten izin almaktır, istirahattir, karpuz-peynir yapmaktır, ‘ohh, işte hayat bu’ demektir, hafifçe pırtlamaktır, duyuldu mu diye etrafa bakmaktır, bir tebessümdür, rahatlamaktır, buz gibi soğuk bira içmek istemektir, buzdolabını açmak, açık buzdolabı kapısı önünde oyalanmaktır, kanepeye uzanmaktır, tatile çıkmayı düşünmek ama ertesi gün işe gitmektir…
Aytek Can
Serap
Son zamanlarda sıcak havadan mıdır nedir, sıklıkla yığılıp kalıveriyorum olduğum yere. Gelen geçen herkesin gözü de üstümde, anlatılamaz bir yorgunluk. Bütün bunlar da yetmezmiş gibi serap görmeye başladım: insanların boyu uzadıkça uzuyor, sesleri de kulaklarımda, kat kat artıyor… Yardım isteyemiyorum, evimin nerde olduğunu da sahibim beni terk ettiğinden beri bilmiyorum…
Haw haw…
Didem Tereyağoğlu
Bu kelimeye mahkeme kararıyla ulaşılamadı
Sıcağı sevmem. Çok sıcaktan nefret ederim. Sıcakkanlı insanları severim, hoşlandığım kızsa hayır. Sıcağı sıcağına yapılan sohbetlere heyecanlanırım. Dedikoduya kaçmasın. Ara sıcakları çok severim. Her halimden belli oluyor. Sıcacık kelimesini severim içinde samimiyet vardır. Sıcak parayı sevmem her an yok olacakmış gibi gelir. Sevgilime heyecanlanırsam sıcak basabilir. Severim her zaman. Sıcak renkleri sevmem. Galatasaray hariç. Bu gece hava çok sıcak kalabilir. İstediği kadar kalabilir. Ama biz 37 gün sonra bir daha sıcağı göremeyeceğiz. Çünkü o kelime…
Yiğit Can Ayvazoğlu
Sıcağa Karşı Soğuk Savaş!

Sıcaklarla mücadelede tutarlılık esastır. Bi’ kere kendini koyvermeye gör. Bütün beyninin yavaş yavaş terine karışarak paçalarından aktığına sahit olursun. Yapılması gereken şey, sıcağa karşı dimdik durmak ve onunla savaşmaktır. Hani klişe bi’ laf var ya “algıladığın şey senin gerçeğindir” diye. İşte aslında aynen öyle ya da biz şimdi öyle düşünelim.
Bence el ele tutuşmadan (yapış yapış olur) el ele vererek, sıcaklara karşı birlikte mücadele edebiliriz.
Nasıl mı?
Örneğin; akşam mahalledekilerle poker atacaksınız, kahveye girdiniz;
-Selamınaleyküm,-Aleykümselam. “işte bu noktaya pür dikkat.” selamlaşma ritüelinin hemen ardından “havalar da amma sıcak yahu, valahi durulumuyor” derseniz. Siz fark etmeseniz de karşınızdaki daha hızlı bir şekilde terleyeme başlayacak. Çünkü o anda beynin kendi kurduğu denklem, bir başkası tarafından onaylanmış oldu.
Bunu yapmayalım, etmeyelim…
Tamam rakip çok güçlü ama “fiziksel olarak ölçülemeyen, hissedilen sıcaklık” diye de bi’ şey var.
Sadece lafta kalarak bi’ işe yaramasa da böyle düşünmek bile kümülatif anlamda dünyadaki/ülkemizdeki çöl sıcaklarını bir nebze olsun azaltabilir.
Hadi bugün başlayalım?
Mustafa Ülker

Ya hadi biz bir şekilde hallediyoruz. Klimalı odalarda, soğuk sularla buharlaşmaktan son anda kurtuluyoruz da. Ya dışarıdakilere ne demeli? Bilhassa sokak hayvanlarına? Üstlerindeki kürkleri bile dökemezlerken -ki o kürklerin yazın soğuk kışın sıcak tuttuğuna asla inanmıyorum- bir de su ve gölge aramak zorundalar. Var ya şu “herkes kapısına bi kap su koysun” diye bir kampanya. Hiç düşünmeden yapılmalı. Su abi bu. Hayvanlara iki üç barınak yapmaktan aciziz bari iki damla su verelim.
PS: Bi de Sıcak diyince Emre Altuğ’un o meşhur şarkısını aklına getirmeyen var mı? Yok varsa eğer nasıl yaptığını anlatsın. İhtiyacım var.
Emre Ünaylı
Ben kış çocuğuyum.. 7 Şubat..
Sıcaktan çok haz etmem.. Kışın sokakta t-shirtle gezerim evde boxerla. Hem kışın istersen dolma gibi sarın kat kat ama yazın sadece belli bir yere kadar soyunabilirsiniz. Metabolizma son vites.. kalp pır pır.. insan durduğu yerde terler mi arkadaş? Genel anlamda insanlardan hoşlanmam yaz cidden tahammül sınırlarımı zorluyor.. Neyse.. Elbet kış da gelir.
Berkin Winterborn
Şehr-i Borç
Bilgisayarım kitlendi ya! Nasıl olur böyle bir şey? Hehe! Aaa! Şaka yapıyor olmalısın. Özür dilerim. Ahahah… Ağlıyormuş düşünsene. Hayvan sev biraz. Çamur! Bu arada saat 7 ya! Yiğit gelmeyecekmiş bu arada. Gol oldu! Bir sürü şey… Bütün herşey gitti! Çamur! Hehhehheh… İnsan mısın sen?
Bir şehir anlatma borcum olsun. Odaklanamadım şimdi :)
Aytek Can
WFÇ İnsanlar?
Otelde odaları gösteren çocuk; kısık sesle “-abi bizim otelin az yukarısında yeni bir otel açıldı, hem bizimkinden daha temiz hem de çok daha ucuz” dedi.
“Beni başka yere gönderiyorsun diye sana kızmazlar mı?” diye sordum.
Sıska omuzlarını yukarı doğru sallayarak “bana ne, ben doğruyu söylerim” dedi.
“Senin selamını da söyleyim mi?” dedim.
Simsiyah inci gözleriyle kocaman gülümsedi.
Teşekkür ettim ve dışarı çıktım.
Yeni yıla yarım saat kala yaşadığım bu diyaloğu hayatım boyunca unutamam. Aslında Diyarbakır’da geçirdiğim hemen hemen her şeyi hiç unutmayacağım. Daha önce Ankara’nın doğusuna geçmemiş bir zavallı olarak ben, bu seyahat sayesinde ön yargılarımdan o kadar nefret ettim ki tarif edemem…
Şöyle kebab yedik, böyle eğlendik, ayol şöyle kültür beşiği laflarını bi’ kenara bırakıp gidip biraz insanlık öğrenmek gerekiyor bence burada. Diyarbakır insanı yemeklerinden çok çok çok daha leziz.
Çocuğun önerdiği otele yerleştikten hemen sonra kutlamalar için Sanat Sokak’a gideceğim, birine bir yol soruyorum, daha cümlemi bitirmeden üç kişi pervane olmuş yardımcı olmaya çalışıyor…
2 gün boyunca defalarca tekrarlanan benzer durumların nedenini sorguladım ve kendimce şöyle bir önermeye vardım. İnsanlar birbirleriyle etkileşen kablosuz modemler ve bilgisayarlar gibi. Birbirimize ne kadar “yakın” olursak bu çekim gücü o kadar artıyor ve doğru bir iletişim sağlanıyor.
İşte burda, çevremdekilerin tam aksine Diyarbakır’da karşılaştığım insanların çoğunun Wireless’i Full Çekiyordu!
Mustafa Ülker

Muscat Bir Şehirdir
Muscat(Maskat), Arap ülkesi Umman’ın başkenti. Dubai’ye komşu olsa da henüz onun gölgesinden kurtulamayan Umman, Muscat’a önemli yatırımlar yaparak turist pastasındaki payını büyütmeye çalışıyor.
Turist dönemi yüksek sıcaklık nedeniyle Kasım-Nisan olarak gösterilen Muscat oldukça keyifli bir gece hayatına sahip. En popüler eğlence unsurlarından birini her hafta düzenlenen ‘Salsa Geceleri’ oluşturuyor.
Umman ve Muscat ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için bir blog hazırlamaktayım. Göz atmak isterseniz:
http://ummanbilen.blogcu.com/umman-ve-muscat/10750217
Aytek Can
22nd Street Trolley Station, Philadelphia
Hızla geçip gittiğimiz durak, yanıp sönen ışıklar, klimadan gelen plastik, nem ve çamur kokusu…
Bir şemsiye, onu tutan eller; kırışmış, çalışmış ve yorulmuşlar.
Ayağını yere vurarak, trolleyin kulaklarımızı tırmalayan sesine dinlenesi bir hava katan adam…
Suskun ama gözleri ile konuşan yüzler, burası Philadelphia, geceleri herkesin korkup da binemediği trolley ama masalları ile filmlere konu olmuş tutkulu şehir.
Didem Tereyagoglu
Yağmur
Fırtınalı bir geceden geriye kalanlar; İrili ufaklı yüzlerce salyangoz….
En çok onları severdim. Arayıp da bulamadığım, ümidi kestiğim anlarda ortaya çıkan hayvanlar.
Sırtlarında taşıdıkları ev çok ağırdı, sanırım yavaş olmaları da bundandı; televizyon, sandalye, oyuncaklar, çocukları…
Peki onlar hiç yorulmazlar mıydı?
Ben de bebek evimi sırtımda taşımak istemiştim çünkü ileride büyük evleri taşıyabilen yavaş bir anne olabilecektim.
Didem Tereyağoğlu
ödev
Gittim gördüm evet güzel.
Küçük bir yerleşim yeri için kullanılan klişe kelime ile şirin. Hemen uyum sağlayabildiğim özelliği sakin ve sessiz bir yer olmasıydı. Eski kız arkadaşıma benzer bir kızla karşılaştım ama sloven kız daha güzeldi, devasa hamburgerler yedim, Türk dondurmacılarla konuştum, Golden Drum Reklam Festivali’ne katıldım, kiliseyi, sergiyi gezdim, gecesinde herkesin ve komşu ülkelerin de aynı amaçla ziyaret ettiği kumar oynanan yerleri gördüm. Gölleri ve güzel balık lokantılarıyla bilinen bu kıyı ülkemizin has içkisi Grappa’yı deneyin. Ayrıca bled gölünün ortasındaki kilisiye evleneceğiniz kızı getirin kollarınızda kutsal 99 basamağı sevgilinizi çıkartın eğer sesini çıkartmassa ve siz de hiç ara vermeden kızı taşıyabilirseniz. Kız arkadaşınız evlenme teklifini kabu letmiş olacaktır.
Not: hafif bi kız seçin
Önemli: Ajansta bu blog sitesi açılmıyor. Sadece metin gönderebiliyorum fotoğraf veya herhangi bir şey ekleyemiyorum. Slovenya fotoğraflarını gece evden post’larım.
Northern Noir

Fiziksel olarak hiç orada bulunmadım ama ruhum oraya aitmiş gibi hissediyorum. Kuzey Avrupa’da bir yerler. Büyük ihtimalle Oslo olurdu bu. Devamlı karanlık, parçasız bulutlu, soğuk, sisli. Kış olmalı bi’ de. Gerçi orada her daim kış. Sırt çantanda çok az eşya, kulağında akustik bir müzik. Girip ikinci el müzik dükkanlarından kullanılmış, hatırası olan plaklar, cdler toplamak. Bir underground barda indie bir grubun tınılarıyla sabahlamak. Kuzey’in soğukluğu bana işlemiyor hiç bir zaman. Soğuk şeyleri severim zaten.
Emre Ünaylı
